“ABD Ekonomisinin Bu Yıl Yüzde 1,6 Büyümesi Beklenmektedir”

Maliye Bakanı Şimşek gelişmiş ülke merkez bankalarının ekonomideki toparlanmaya bağlı olarak genişletici para politikalarını sonlandıracağını söyledi.

“ABD Ekonomisinin Bu Yıl Yüzde 1,6 Büyümesi Beklenmektedir”
Yayınlama: 22.10.2013
Düzenleme: 15.06.2020
3
A+
A-


Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, başta Fed olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankalarının, ekonomideki toparlanmaya paralel olarak genişletici para politikalarını er ya da geç sonlandıracağını bildirdi.Bakan Şimşek, 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2012 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı’nı, Tbmm Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunmaya başladı. 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nı 11 Ekim 2013 tarihinde Meclise sunduklarını hatırlatan Şimşek, bugün komisyonda görüşülecek tasarıların, komisyon üyelerinin katkılar ile son halini alacağını ve Genel Kurula sunulacağını söyledi. Ekonomik gelişmelere ilişkin bilgi veren Şimşek, küresel ekonomide 2012 yılının ikinci yarısında başlayan ılımlı toparlanmanın devam ettiğini, buna mukabil aşağı yönlü küresel risklerin de önemini koruduğunu ifade etti.Şimşek, gelişmiş ülkelerin kademeli olarak toparlanırken, gelişmekte olan ülkelerde ise büyümenin bir miktar yavaşladığına işaret ederek, şunları kaydetti:”Son bir yıl içerisinde birçok uluslararası kuruluş, 2013 yılı büyüme tahminlerini düşürmüştür. Örneğin IMF, 2013 yılı küresel büyüme tahminini 0,7 puan aşağı yönlü revize etmiştir. IMF’nin son tahminlerine göre 2012 yılında yüzde 3,2 oranında büyüyen küresel ekonomi, 2013 yılında yüzde 2,9, 2014 yılında ise yüzde 3,6 oranında büyüyecektir. Bu oranlar kriz öncesi 2004-2007 döneminde ortalama yüzde 5 civarında. 2010-2011 yıllarında ise ortalama yüzde 4,5 olan küresel büyüme hızının oldukça altındadır. Benzer şekilde dünya ekonomisinin yarısını oluşturan gelişmiş ülkelerin 2013 büyüme tahmini 0,3 puan aşağı yönlü revize edilmiştir. 2012 yılında yüzde 1,5 oranında büyüyen gelişmiş ülkelerin, 2013 ve 2014 yıllarında, sırasıyla yüzde 1,2 ve yüzde 2 ile potansiyellerinin altında büyüyeceği öngörülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerin 2013 büyüme tahmini de 1,1 puan aşağı yönlü revize edilmiştir. 2012 yılında yüzde 4,9 oranında büyüyen gelişmekte olan ülkelerin, 2013 yılında yüzde 4,5 oranında, 2014’te ise yüzde 5,1 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Çin hariç gelişmekte olan ülkelerin 2013 yılında yüzde 3,1, 2014 yılında da yüzde 4,1 büyüyeceği öngörülmektedir.”- “ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 1,6 büyümesi beklenmektedir”ABD ekonomisinin, 2012 yılının ikinci yarısında yakaladığı ılımlı çıkışı, 2013 yılında da sürdürdüğüne dikkati çeken Şimşek, 2012 yılında yüzde 2,8 büyüyen ABD’nin, bu yılın ilk yarısında ortalama yüzde 1,8 oranında büyüme kaydettiğini söyledi. Ülkede işsizliğin, 2013’ün başından bu yana 0,6 puan azalarak, ağustos ayı itibarıyla yüzde 7,3 seviyesine gerilediğini anlatan Şimşek, “Ancak maliye politikasına ilişkin belirsizlikler, ABD’de büyüme görünümünü olumsuz etkilemektedir. Bu çerçevede, Amerika ekonomisinin bu yıl yüzde 1,6, önümüzdeki yıl ise yüzde 2,6 büyümesi beklenmektedir” dedi. – “Avro Bölgesi resesyondan çıktı”Bakan Şimşek, altı çeyrektir üst üste daralan Avro Bölgesi’nin ise bu yılın ikinci çeyreği itibarıyla teknik anlamda resesyondan çıktığını ancak ikinci çeyrekte elde edilen yüzde 0,3’lük büyüme oranının, beklentilerin altında kaldığını bildirdi. Gelişmekte olan ülkelerde ise büyümenin; zayıf iç talep, bazı yapısal faktörler ve bozulan dış koşullar nedeniyle ivme kaybettiğini vurgulayan Şimşek, söz konusu ülkelerin “motoru” olan Çin’in, yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 7,7 ile son yıllardaki performansının altında büyüdüğünü ifade etti. BRIC olarak adlandırılan ve Çin ile birlikte 15 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip olan Hindistan, Brezilya ve Rusya’da da büyümenin önemli ölçüde yavaşladığını aktaran Şimşek, şöyle konuştu:”Küresel ekonomideki ılımlı toparlanmaya paralel olarak küresel ticaret de kademeli olarak artacaktır. Bu çerçevede, 2012 yılında yüzde 2,7 artan dünya ticaret hacminin kademeli olarak yükselerek 2013 yılında yüzde 2,9, 2014 yılında ise yüzde 4,9 artması beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerde uygulanan genişletici para politikaları, düşük ekonomik aktivite ve zayıf küresel talep nedeniyle, enflasyonist baskılara sebep olmamaktadır. 2012 yılında küresel düzeyde yüzde 3,9 olarak gerçekleşen enflasyon oranının 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla yüzde 3,7 ve yüzde 3,8 olması beklenmektedir.” – “Gelişmiş ülkeler kaynaklı riskler de önemini koruyor”Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomide toparlanmanın ılımlı seyretmesinin yanısıra gelişmiş ülkeler kaynaklı risklerin de önemini koruduğunu vurgulayarak, küresel ekonomide önümüzdeki dönemde büyüme görünümünü olumsuz etkileyebilecek dört temel riskin bulunduğunu ifade etti.Bunları da “genişletici para politikalarından çıkışın iyi yönetilememesi”, “gelişmiş ülkelerde Mali sorunlar ve zayıf iç talebin devam etmesi”, “gelişmekte olan ülkelerde büyümenin daha da zayıflaması” ve “jeopolitik gerginliklerin tırmanması” olarak sıralayan Şimşek, şunları kaydetti: “Başta Fed olmak üzere gelişmiş ülke merkez bankaları, ekonomideki toparlanmaya paralel olarak genişletici para politikalarını er ya da geç sonlandıracaktır. Ancak parasal genişleme politikalarından çıkışın yönetimi, zamanlaması ve kompozisyonu finansal piyasalar açısından büyük önem arz etmektedir. Özellikle Fed’in olağanüstü genişletici para politikasından çıkış sürecinde izleyeceği yöntem, küresel ekonomik görünüm üzerindeki en büyük risklerden biridir. Fed’in bu politikasını uzun süre sürdürmesi, enflasyon ve finansal istikrar açısından önemli bir risk teşkil etmektedir.Öte yandan genişletici para politikasından çıkışın gereğinden hızlı olması kırılgan yapıdaki gelişmiş ülkeleri yeniden durgunluğa sürükleyebilir. Gelişmekte olan ülkelerde ise sermaye akımlarının zayıflamasına ya da tersine dönmesine neden olabilir. IMF tahminlerine göre Fed’in politika faiz oranında yapacağı yüz baz puanlık bir artış, diğer ülkelerde sanayi üretimini yüzde 0,7 azaltabilecektir. Zira Fed’in genişletici para politikasından çıkış stratejisindeki belirsizlikler, mayıs ayından bu yana finansal piyasalarda ciddi bir dalgalanmaya sebep olmuştur. Bu süreçte birçok gelişmekte olan ülkede faiz oranları ve risk primleri artmış, para birimleri ise değer kaybetmiştir.” -TL’deki değer kaybıBu dönemde Türkiye ekonomisindeki makro-finansal kırılganlıkların da çok konuşulduğunu anımsatan Şimşek, “Ancak Türk Lirasında 22 Mayıs’tan bu yana gerçekleşen değer kaybı yüzde 7 ile gelişmekte olan ülkelerin ortalamasına yakın seyretmiştir. Tahvil faizleri artmakla birlikte geçen yıl aynı dönemde gözlemlenen seviyelerin hala altındadır. Borsa ise değer kaybetmekle birlikte geçen yılki seviyelerin üstünde kalmıştır” diye konuştu. -“Avro Bölgesi yapısal reformlara devam etmeli”İkinci riskin ise gelişmiş ülkelerde Mali sorunların çözüme kavuşturulamaması ve iç talepteki toparlanmanın sekteye uğraması olduğunu belirten Şimşek, 2013 yılı için borç stokunun GSYH’ye oranının OECD ülkelerinde yüzde 112, Avro Bölgesi’nde ise yüzde 96 ile oldukça yüksek bir seviyede olduğunu bildirdi. Ayrıca Avro Bölgesi’nde bankaların kırılgan yapısının da hala bir sorun teşkil ettiğini dile getiren Şimşek, şunları söyledi: “Bu risklerin iyi yönetilip minimize edilebilmesi için Avro Bölgesi ülkelerinin yapısal reformlara devam etmesi ve başarılı bir bankacılık birliği oluşturması gerekmektedir. Avro Bölgesi’nde uygulanan Mali konsolidasyonun iç talebin zayıf seyrettiği bir döneme denk gelmesi ekonomik toparlanmanın önünde bir engel oluşturmaktadır. Üçüncü olarak gelişmekte olan ülkelerin daha düşük oranlarda büyümesi küresel görünüm adına bir risk teşkil etmektedir. Finansal dalgalanmalar ve zayıf dış talebe ek olarak gelişmekte olan ülkeler zayıflayan iç talep sorunuyla karşı karşıyadır. Bunda, demografik faktörlerin yanısıra verimlilik düşüşü ve yapısal reformların yavaşlaması etkili olmaktadır. Son olarak jeopolitik gerginliklerin arttığı Orta Doğu’da politik belirsizlik risk primini artırmaktadır. Arzdaki iyileşmeye rağmen jeopolitik riskler uluslararası enerji fiyatlarını olumsuz etkilemektedir. Bu da küresel büyüme için bir ‘kara kuğu’ etkisi yaratabilir.”(Sürecek)
-plan bütçe komisyonu

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.