Bugun...


Serhat Dalgıç


Facebookta Paylaş









Hani bir ''İSTOP'' oyunu vardı...
Tarih: 29-11-2017 16:03:00 Güncelleme: 29-11-2017 16:03:00


Bakalım bu yazı kimlere neler hatırlatacak ? 
Şöyle bir eskilere gittim..
Hani bir ''İSTOP'' oyunu vardı...
Topu istop etmek değimi de vardır ya hani...
Bu değimi pek bilmezdim o yıllarda..
İstop'un ''top'' kısmını çok iyi anlardım...
'' Top'' işte...tuttuğumuz top.....''İs''i ne oluyor diye merak ederdim çocuk aklımla.... 
Yıllar sonra ''Telsiz Operatörü '' olarak çalıştığım bir devasa gemide 2.kaptan bir arkadaşım vardı..
Adı Ulus...Kıbrıslı...
Mesela spor diyecek...ispor derdi...
Spot diyecek.... ispot derdi...
Skandal diyecek.... iskandal derdi..
İngilizceyi iyi konuşmamıza rağmen bunun doğrusunu söyletememiştim ona...
İşte o anlarda kafamda bir flaş çaktı...
Ulan dedim bu çocukluğumuzda ki ''İstop'' ''Stop''un Türkçeye çevrilmiş hali olmasın.....
Evet öyleydi...
Öğrenmekte çok geç kaldığım için zafer kazanmış komutan duygusuna kapılmıştım..
Topu tutan ''İSTOP'' dediğinde herkes o an hareketsiz kalıyor....,
Çocukluğumuz yalanmış be 
Neyse konumuza dönelim...
Amasra'da çocukluğumda tanışmıştık bu oyunla..
D.Ç. Kampı'ın ortasında akşam saatlerinde toplanırdı tüm gençler..
Kızlı erkekli ...
Sanki bir tanışma oyunuydu..herkes adını söylerdi..
Biri ebe olur, topu yükseğe atarak bir isim söyler ve herkes kaçardı...
Bir erkek bir kızın adını ve o kız da o erkeğin adını sürekli söylerse eğer , yakında bir yaz aşkı başlar gibi olurdu...
Biz çocuğuz ...hala gözlerimin önünde sahneler gelip geçiyor..
Oturur izlerdik..
İzlerken ne kadar keyif almışım ki hala unutamadığım bir sahne vardır...
Haluk abi,
'' Zinnetttt...''
Zinnet abla,
'' Halukkkkkk ''
'' Zinnet''
'' Haluk ''
'' Zinnet''
Homurdanmalar başlardı diğerleri...
'' Eeee yeter ama bizde varız...'' gibi...
Yıllar sonra Zinnet ablam ve Haluk abim evlendiler....
Arada bir dayım, Tarık Arman gelirdi topu yakalar ve futbol oynamaya başlardı...
Futbolcuydu zaten...
Gençliğinde biraz haşarıydı dayım...deli doluydu...
Fazla yakışıklıydı ama...
Gençler,
'' Tarık ver topu yaa..oynuyoruz burada ama...'' deseler de,
'' Gelin de ayağımdan alın '' derdi...
Araya kızlar da girince,
'' Lütfen Tarık topumuzu verir misin '' ricalarından sonra,
İki ayağında sektirir bir göğüs istopu ve bir de topuk pasıyla tekrar topu atardı oynayanlara....
Hey gidi dayım....
Baktım bir gün, kampın demir parmaklıklarının bitim ve köşe yerlerinde ki topuzları alıp alıp yere atıyor...
Çocukluk işte....soramadım da '' Dayı neden bunu yapıyorsun ? '' diye..
Neden sonra öğrendim ki,
Kamp müdürü rahmetli Davut amcaya kızmış....
Davut amcam nurlarda uyusun..
Davut amca, sonra dayımın kayınpederi oldu.....
Bir devre başı, Amasra'ya ilk geldiğimiz gün babamın şoförlerinden bir abi bir olta yapmıştı bana...
Çok küçüğüm..ilk oltam oydu...
Bir kamış kesmiş, ucuna bir misina ve onunda ucuna olta iğnesi takmıştı...
Tam kampın önünde denize atmış ve ''misina titrerse çekersin'' demişti...
Ben büyük bir umutla balık bekliyorum...
Annem , babam ve kızkardeşim henüz yeni yerleşiyorlar...
Evet tahmin ettiğiniz gibi misina titredi...
Birden çektim küçük oltamı...
Bir baktım bir yengeç...bana doğru havalanmış geliyor...
Çocukken normal bir yengeçin boyutunun çok daha büyük görünmesi oldukça doğal..
Yengeç mi oltaya takıldı , olta mı yengeçe...anlamadım..
Ben yengeçi havada görünce başladım kaçmaya...
Nasıl korkmuşum...ağlaya ağlaya..
Yengeç kovalıyor ben kaçıyorum...
Nereye gitsem peşimde...
Bir bakıyorum ki yengeç önümde ben arkada....
Bir bakıyorum ben tekrar önde....
Peşimi bırakmıyor bir türlü...
Tam o anlarda biri beni yakaladı...
Rahmetli canım Atilla Uz abimin babası rahmetli Fahri amca...
Bana ve herkese ''vatandaş'' derdi...
'' Vatandaş dur be oğlum...ne koşuyorsun...?''
'' Yengeç '' dedim..
Meğer oltayı bırakamamışım elimden.... 
'' Bak sürüklene sürüklene ölmüş zaten ...birşey yapmaz...''
Gittik denize attık beraber...



Bu yazı 1208 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI