Bugun...


Serhat Dalgıç


Facebookta Paylaş









Kıymık Hasan Amasra'da
Tarih: 14-09-2017 18:20:00 Güncelleme: 14-09-2017 18:20:00


Her Amasra'ya gittiğimizde, Kıymık denize girmediği için tüm paralarımızı ona verir ve havuz oluştururduk...
Tüm harcamaları Kıymık Hasan yapardı...
Yine bir hafta sonu cebimizde ki son kuruşa kadar Kıymık Hasan'a verdik ..
Ve elini Amasra.....
5-6 Kişiyiz....
Yolda topladı paraları ve saydı...sonrada cebine koydu....
Sonunda Amasra'da kahvaltımızı yaptık ve,
" Gidin keyfinize bakın....ben sizi burada bekliyorum " dedi...
Beklediği yer, plajın hemen üzerinde salaş bir çay bahçesi....
Biz mayolarımızı giydik ve koşarak denize atladık.....
Saatler geçti .....
Öğleden sonra oldu....
Acıktık doğal olarak......hemde kurt gibi....
Hemen Hasan'ın etrafında toplandık.....
Kıymık Hasan'ın alı al, moru mor.....
" Moruk ne oldu ? " dedik....
" Yok bir şey ..." dedi....
" Tamam " dedik...." Ne yiyeceğiz ? "
Kıymık bize sanki son günümüz gibi bir baktı, ben şahsen dedim ki " burada ruhumuzu teslim ediyoruz "
" Ne yiyeceğiz oğluuummmm ? "
" Hiççç" dedi iyi mi ?
" Ne oldu Hasan ? Ne bu hüzün ? Ne bu bakış ?Ne oluyor ulan ?"
Hasan sonunda kustu..
" Para mara yok beyler...."
Hepimiz elektirik akımına kapılmış gibi,
" Nasıl yok lannnnn ? "
" Parayı kaybettim oğlum...."
" Nasıl kaybedersin ya...burada oturuyordun....hala buradasın....çaldırdın mı ? Kim ? nerede ? Nasıl ? Sıçtırtma.....puştluğun lüzumu yok....." falan filan.....
Sonrasını Hasan'ın ağzından yazalım....
" Ya moruk, siz denize gidince, benim çok canım sıkıldı...."
" Eeeee "
" Baktım şurada ki üç bayan taş okey oynuyor..... "
" Eeeeee "
" İşletmeci arkadaş , ' dördüncü var mı ' diye bağırınca ben de varrr ' dedim..."
" Eeeee "
( Bu arada Kıymık Hasan müthiş kumar oynar ve bu işin gerçek profösyonelidir..)
" Aklımdan , ulan şunların parasını alayım da akşama balık rakı benden olsun , diye geçti "
" Sonra "
" Oturdum....ama bir türlü açamıyorum...bir biri, bir diğeri...."
" Ulan Kıymık ...sen var yaa...." gibi sesler...olacağı hissediyoruz tabiii
" Ne yapayım oğlum....beni çatala aldılar....bir birlerine taş atıyorlar gözümün önünde..."
" Eeee kalksaydın....olur mu lan böyle şey ? "
" Nezaketen kalkamadım moruklar....kadınlar kaliteli...."
" Sonra ne oldu ? "
" Paraların hepsini verdim....."
Herkesten bir ses çıkıyor o anda.....
" Hasan'ı denizde boğalım ve gidelim " diyen bile var....
" Peki Kıymık, kim bu kadınlar ? "
" Aha orada oturuyorlar "
" Tamam ...yalvar yakar...bu paralar benim değildi...arkadaşlarımındı...ben yanlış yaptım de...ben ettim siz etmeyin de....garibanız de....paraları geri iste ve bizim karnımızı doyur......"
Hadi karnımız doydu....pansiyon parası ?.......
Sonra eve dönüş parası ?......
Ulan ne yapacağız biz...? Banka yok...bankamatik yok o zaman....
Hepsi gitmiş......
Hasan gitti kadınların yanına.....
Tüm sempatikliği ile birşeyler konuştu....
Bir baktık ki, kadınlar cüzdanlarını açtı Kıymık'a para veriyorlar.....
Hasan sonunda geldi....nasıl sırıtıyor....
Savaş kazanmış Büyük İskender gibi.....
Kadınların verdiği para, kaybedip onlara verdiğinden fazla....
Saydık......gerçekten fazla....
O gece " Çeşm-i Cihan' da rakı balık......"
Yine Kıymık baktı bize tabi.....

***

Kıymık Hasan ve arkadaşlarımızla yine Amasra'da tatildeyiz....
O günlerde, kaç arkadaş gitmişsek tüm paralar bir arkadaşımızda toplanır ve tüm harcamaları o yapardı...
Bu kez de ben toplamıştım paraları...

Kasa bendim yani..
Yanlış hatırlamıyorsam 4 kişiydik..
Ama daha önce anlattığım gibi, Hasan denize girmezdi....
Selma isminde bir kızı çok beğenirdi...ve tesadüf o kızda Amasra'da tatildeydi...
Onu gördüğü için, onun gezdiği yerlerde olmayı tercih etmişti..
O gün de onu yalnız bırakıp denize gittik...
Bu arada Kıymık kızla karşılaşmış....ve onu çay bahçesine davet etmiş...
Selma'nın yanında bir de yeğeni varmış...
Buraya kadar her şey güzel....
Oturmuşlar " SEV KARDEŞİM " çay bahçesine...
Gelsin kolalar...gitsin dondurmalar......
Derken kızın ailesi, dayıları, teyzeleri, yengeleri , amcaları da görmüş onları çay bahçesinde....
Onlarda oturmuş garipler..ne yapsınlar....?
Onların da çocukları, kocaları, kendileri....
Gelsin çaylar, gitsin poğaçalar...dondurmalar, pizzalar....
Kıymık Hasan hacı ağa ya.....
Gururla seyrediyor yenileni içileni....
Kardeşim hep öyledir....gelene ne içer ne yersin diye sormazsa gece uyku uyuyamaz....
Neyse onlar otura dursun.....
Biz bir kaç saat sonra denizden çıktık..duşumuzu aldık, giyindik ve yemek yemek üzere Hasan'ı almaya çay bahçesine geldik...
Dışarıdan bahçede oturanlar görünüyor...oturan da dışarıdakini rahatlıkla görüyor...
Hasan ve kızın akrabaları yemişler içmişleeeeerrrrr ve hep birlikte birden zengin kalkışı yapmışlar....
Hemen Selma hesabı istemiş....
Hasan buna çoooookkkkk bozulmuş ve garsona elinin tersiyle " yürü git benim kafamı bozma " gibi bir hareket yapmış...
Garson Hasan'dan korkmuş....Selma'ya " Burada sizin paranız geçmez hanımefendi " demiş....
Hasan gururla Selma'ya bakarken, Selma Hasan'ın kulağına eğilip,
" Hasancım beni çok duygulandırdın...ben de senden bunu beklerdim " demiş...
Hasan o anda uçmak üzereymiş ama masanın bacağını zor yakalamış...
Hasan kendine gelmiş ve güneş gözlüklerini takarak,
" Ne demek " demiş...." sizler benim misafirlerimsiniz...başımın üzerinde yeriniz var..."
Herkes teşekkür etmiş Kıymığa ve oradan ayrılmışlar.....
Muhtemelen kızı Hasan'a vermeyi bile düşünmüşlerdir ama sonradan unuttular sanırım....
Neyse, misafirleri gitmiş Hasanımınnnnnnn....
Ama büyük bir sorun var....
Kıymığın cebinde kuruş yok....
Paralar bende...
O da beni bekleyecek doğal olarak....
Buraya kadar da sıkıntı yok.....
Ama büyük sıkıntının yerini çok çok büyük sıkıntı almaya başlıyor...
Hasan'nın tuvaleti gelmiş....
O kadar sıkışmış ki kıvranıyor......
Diyeceksiniz ki, " Eeeee gitsin tuvalete...."
Gidemiyor.....
Neden mi ?
Çünkü tuvalet çay bahçesinin dışında......
Gidecek olsa kapıdan çıkarken hesabı isteyecekler....utanıyor garibim....
Gitmese, oraları ıslatacak bir yer yok....
Zehirlenmek üzere......
Tam o an da biz geldik ve dışarıdan Hasan'a baktık...
Hasan bizi görür görmez ayağa kalkıp eliyle koluyla işaret vermeye çalışıyor...
Bizi çağırıyor....
Yanımdakiler dedi ki, " S...tiret....görmezden gelelim...biraz kanırtalım puştu...."
Ben de uydum bu salaklığa ve Hasan çırpınırken oradan ayrıldık zalimler gibi...
Bir tur daha attık....aradan yarım saat geçti...
Sonra aynı yere tekrar geldik...
Hasan'ın suratı kıpkırmızı ve eli ve kolu havayı dövüyor....
Guruptan biri ona doğru " s...tir lan gelmiyoruz işte " diye bağırdı...
" Ulan bir tur daha atalım '^dedik...
Şimdi düşünüyorum da ne sadistmişiz....
Gittik bir tur daha attık.....ama nasıl gülüyoruz...yerlerde sürünüyoruz...
Çişinin çok geldiğini bilsek bunu yapmazdık aslında...:)
Bir geldik ki, Hasan bitik halde........ve elinde bir silah olsa, tek tek kafamıza sıkabilir.....
Neyse çay bahçesi hesabını ödedik....ödedik ödemesine ama geriye dönecek parayı zor çıkardık....
Hasan tuvaletten 1 saat sonra çıktı...
Ve bizimle tam 1 hafta konuşmadı....
Suratımıza bakmadı....

***

Şimdi şöyle,
Bu sahneyi daha önce filmlerde falan gördüğünüzü düşünebilirsiniz.....doğrudur...
Ama bilmenizi isterim ki, bu anlatılacak olan alıntı veya hayal ürünü değildir...
80' li yılların başı bir yaz günü Amasra'dayız....
Hasan asla denize girmez....

Yüzme de bilmez kardeşim...

Bir gölgeye oturur ve bizi beklerdi..

Çorap üstü sandaletlerini giyer, kumaş pantolon ve kot yelekle sigarasından dumanlanırdı bizi izlerken...
Rüzgarlı bir hava ve çok dalgalı bir deniz....
O gün ikna ettik ve birlikte denizdeyiz...
Eskiler iyi bilir... şu meşhur D.Ç. plajı....
O plajda,
Ne aşklar kum gibi akıp gitmiştir köpüklü dalgalarla denize....
İkna olmasının en büyük nedeni; beğendiği bir kız da o plajda arkadaşlarıyla güneşleniyor....
Biz de aynı plajda kumlara bulanmış yatıyoruz....
Bu kez isim vermeyeceğim, kızcağız bir ara kalktı ve denize doğru yürümeye başladı....
O sırada Hasan yüzükoyun yatıyor.....
" Hasan senin ki kalktı denize gidiyor " dedik...
Birden doğruldu...
" Hani nerede moruk ? "
" İşte oğlum o değil mi ?"
" Evet o"
" Hadi sen de git "
" Yok ben gitmem ...o derine gider falan..."
Derken, kız denize koşarak balıklama atladı....ve küçük tramplene doğru düzgün kulaçlarla yüzmeye başladı...
Ve tramplene çıkıp oturdu...bacaklarını denize sarkıtıp yüzünü bize döndü ....
" Kıymık, tam zamanı oğlum hadi sen de " diye gaz verdik....
" Boğuluyum mu lan ben İ....neler....... ben oraya gidemem...."
" Ya hiç olmazsa atla balıklama .... kız sana bakıyor..."
" Nereye atlayacağım..?"
" Kıyıda dalgaya doğru atlarsın... şöyle bir ıslanırsın serinleyip gelmiş gibi yaparsın... havan olsun...." dedi bir arkadaşım...
" O olabilir bak " dedi...
Bu arada gerçekten kız Hasan'a bakıyordu....sarı sırma saçlarıyla kızı tavlamıştı kardeşimmm....
Bembeyaz teniyle yavaş yavaş ayağa kalktı Kıymık Hasan....
Önce göğsüne yapışmış kumları silkeledi.....
Olmadı şortu ve bacaklarındakileri de döktü yere....
Sonra güneş gözlüklerini bakmadan bize uzattı......
Sonra çaktırmadan omuzlarını biraz kaldırıp kanını içeri çekti....
O sırada yüksek bir dalga geliyordu....
" İşte tam zamanı Hasan... koşarak git ve dal..." dedik...
Hasan fuleli adımlarla yavaş çekim koşmaya başladı....
Ama öyle yavaştı ki, dalgaya geç kaldı....
" Eyvahhhh" dedik....
Dalga kıyıya tüm haşmetiyle vurup tam geri çekilmeye başladığında, Hasan kıyıya yeni ulaşmıştı....
Kız ve hepimiz ona bakıyorduk.....:(
Ve Hasan iki elini birleştirip atladı maalesef.........
Dalga tamamen çekilmiş....Hasan kum zemine atlamıştı...
Atlar atlamaz biz fırladık ve Hasan'a doğru koşmaya başladık....
Hasan atlar pozisyonda kuma saplanmıştı....
Neyse aynı o pozisyonda kaldırdık ve kıyıya getirdik....
Allah'tan bir sakatlık olmamıştı....



Bu yazı 1472 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
VİDEO GALERİ
  • ONEL
    resim yok
  1. ONEL
VİDEO GALERİ
YUKARI